AYNİ HAKKA DAYALI TAZMİNAT DAVASI

Ayni hakka dayalı tazminat davası oldukça kapsamlı bir gayrimenkul bölümüdür. Zira tapu tescil davalarından sınırlı yanı haklara kadar (intifa ve saireyi) kapsar.

YETKİ BAĞLAMINDA:

Bu tür davalarda, Yetki HMK md. 12 gereğince kesin yetkili mahkeme söz konusu olup taşınmazın bulunduğu yerde açılmak zorunluluğu vardır. Ancak belirtmek gereki ki ; Taşınmaz sayısı fazla ise taşınmazlardan birinin bulunduğu mahkemede diğer tüm taşınmazları ilgilendiren aynı davanın açılması mümkündür. Burada dikkat edilmesi gerekli olan husus, usul ekonomisi açısından en hızlı ve en az masrafla nerede yargılama yapılması davacıya uygunsa orada açılmasının tespiti ve davanın orada açılması elzemdir. Aksi halde çok fazla zahmete avukat, masrafa da müvekkil katlanmak zorunda kalır.

İLGİLİ KANUN MADDESİ:

HMK Md. 12: Taşınmazın aynından doğan davalarda yetki

MADDE 12 – (1) Taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalar ile taşınmazın zilyetliğine yahut alıkoyma hakkına ilişkin davalarda, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.

(2) İrtifak haklarına ilişkin davalar, üzerinde irtifak hakkı kurulan taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.

(3) Bu davalar, birden fazla taşınmaza ilişkinse, taşınmazlardan birinin bulunduğu yerde, diğerleri hakkında da açılabilir.

GÖREVLİ MAHKEME: Bu tür davalarda genel olarak görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Ama taraflar, tacir ise taşınmazın bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret mahkemesi görevli ve yetkili olacağına dikkat edilmelidir.

İHTİYATI TEDBİR BAĞLAMINDA: Bu dava türünde mutlaka tapu kayıtları tüm geldileri ile birlikte incelenmeli usulsuzlükle tek tek tespit edilmeli, (Tabi bunun için bir gayrimenkul avukatının zorunludur. Zira hukuk tekniği bağlamında usulsuüzlükle hukuki bilgi olmadan tespit edilemez, görülemez.)özellikle yolsuz tescil hali ile taşınmazı elinde bulunduruan kişi, iyi niyetli olmayan aharanın tespiti halinde dava, terditli olarak açılmalı şöyle ki öncelikle Tapu iptal ve tescil esas alınmalı bunun mümkünatının olmaması halinde tazminata yönelik olarak davanın şekillenmesi gerekmektedir.

HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE VE ZAMANAŞIMI BAĞLAMINDA: Bu tür davalarda hak düşürücü süre ve zamanaşımı yoktur. Bu bağlamda Yargıtayın içtihatları müstakardır. Bir istinası vardır. O da 3402 sayıl Kadastro kanunun md. 12/3 ‘tür. bu fıkrada ön görülen süre 10 yıl olup kadastordan önceki haklara dair olup HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜREDİR. Yani defi değil itiraz olup davayı görecek mahkemce resen kale alınacaktır.

DAVA ÇEŞİDİ BAĞLAMINDA : Bu bir eda davasıdır. (HMK Md. 105) yani icra kabiliyeti olan bir ilam, mahkemeden talep edilmektedir. Tabi HMK Md. 107 burada davanın tazminatı bağlamında çok önemlidir. Zira tazminat hesaplamasında faizin başlangıc tarihi, davanın belirsiz alacak(tazminat) olması olup olmamasına göre değişecektir. Aksi halde bazen yıllar sonra ıslah yapılacak aşamaya gelindiğinde: Islah tarihi ile dava tarihi arasındaki süreye ancak dava açılırken düşük harç ve diğer giderlerin az çıkması için gösterilen düşük dava değeri üzerinden hesaplama yapılır ki bu çok ciddi faiz kaybı demektir.

DAVANIN ŞARTLARI BAĞLAMINDA : İşbu davanın şartlarının HMK md. 114 göre eksiksiz bir şekilde olması gerekmektedir. Zira davanın şartları olmadan davaya devam edilemez. Zaten mahkeme de HMK. Md. 115 göre ilk iş davanın şartlarını incelemek ve tüm yargılama boyuncada bunu gözetecektir. Yargılama ne kadar ilerlemiş olursa olsun dava şartının olmadığını ve sonradan da giderilemeyeceğine kanat getirirse davayı usulden redder. Bu da çok büyük zaman kaybı ve masraf demektir. Bu durumda en önemli husus davanın usulden reddi halinde ve zamanaşımı durumu söz konusu ise davayı kurtarmanın tek yolu TBK Md. 158 de öngrülen ek 60 günlük süredir. Bunun kesinlikle kaçırılmamış olması şarttır. Aksi halde dava hakkınız ölmüş olmaz. Ama hakkınıza ulaşmanız imkansız olacağı gibi çok ağır yargılama giderlerine de mahküm olursunuz.

TBK MADDE 158

E. Davanın reddinde ek süre

MADDE 158 – Dava veya def’i; mahkemenin yetkili veya görevli olmaması ya da düzeltilebilecek bir yanlışlık yapılması yahut vaktinden önce açılmış olması nedeniyle reddedilmiş olup da o arada zamanaşımı veya hak düşürücü süre dolmuşsa, alacaklı altmış günlük ek süre içinde haklarını kullanabilir.

İSPAT KÜLFETİ BAĞLAMINDA: Bu tür davalar eda davası olduğu için TMK md. 6 göre ispat külfeti davacıdadır. Yargılama sürecinde kimin haklı olduğu ya da olmadığına ilişkin olarak tabiri caiz ise dananın kuyrunun kopacağı yargılamanın bu 3. safhasıdır. Onun için haklı olunmalı ve işinin ehli bir gayrimenkul avukatının davadan önce çok iyi irdeleme ve araştırmasını yapması akabinde açılacak davanın delileri ile birlikte somutlaştırılması suretiyle açılması gerekir. Zira bu tür davalar çoğunlukla akrabalar arasında olduğu için açılan davanın kaybı halinde her düğünde, cenazede karşılaşan kişilerin ki özellikle müvekkilerin mahcup olmasına mahal verecek ve tüm eş dost gözünde itibarlarını sarsıcaktır.

YARGILAMA TÜRÜ BAĞLAMINDA: Bu davalar genel olarak yazılı yargılama usulune tabi olup Arabulucuğa tabi değildir. İstisnalar hariçtir ki bu en iyi örnek müteahhiten daire veya dükkan alan kişinin açacağı dava, Basit yargılama usulene tabi olup Tüketici mahkmemesinde görüleceğinden Arabulucuğa tabidir.

KANUN YOLLARI BAĞLAMINDA : Ayni hakka dair açılan tazminat davaları, kesinleşmeden icra kabileyeti kazanan kararlardır. Ancak uygulamada terditli açılan davalara ilişkin olarak icra takibi başlandığında davalı/borçlu tarafın icra hukuk mahkemesine başvurması sonucunda, maalesef bazı icra hukuk mahkemelerinin kesinleşmeye kadar takibi durdurma yönünde karar verdiği görülmektedir. Oysa bu çok fahiş hatadır. Mağdurun hakkına ulaşmasını geçiktirmektedir. Zira terditli olarak da açılmış olsa davada hüküm kurulan bölüm (ki tazminat) esastır. Onun için özellikle genç meslektaşların şuan dikkat etmesi gerekir. O da şudur: ilamlı icra takibinde yetki sorunu yoktur, ülkenin herhangi bir ilinde veya ilçesinde icra takibi yapılabilir. Ancak tecrübeli icra hukuk hakimlerinin görev aldığı büyük adliyeleri şiddetle tavsiye ederiz. Aksi halde İstinaf ve Yargıtay sonunucun beklemek sizin veya müvekkilin iflahını kesebilir.

TAHKİM BAĞLAMINDA: Bu tür davalar HMK md.408 gereğince kesinlikle tahkime tabi değildir. Çünkü bu tür davalarda esas olan ve taraflarının haklığı konusunda flu olan maddi olay, mahkemenin bizzat katıldığı keşif ve bilirkişilerin de müdahil olduğu süreçtir. Oysa Tahkimde keşif ve bilirkişi incelemesi ve değlerndirmesi var ama hakem heyeti bizzat katılmaz katılsa bile yeterli hukuki bilgisi muhtemelen yoktur.

Not: Bu tür davalar çok uzun süren ve oldukça özel ve teknik bilgi ve tecrübe gerektirir. Onun için bu tür gayrimenkul ve miras davalarına sadece bu alanda uzmanlaşmış, en az 10 yıllık tecrübesi olan avukatların bakması önerilir. Aksi hale de bedeli çok ağır olabilir.


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir