Görev ve Yetki: Bu davada görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olup yetkili mahkeme ise taşınmazın kaydının olduğu yer mahkemesidir. Bu kesin yetkili mahkemedir.
Bu dava türünde temel ihtilaf, devletin tapu sicil müdürlüğü tapu kaydının tutulamasından ve güvenliğinden tek sorumlu kurum olarak gerçek maliğin hak kaybına(tapulu malını kaybetmesine) mahal vermesi sonucunda ne tür dava ve ne kadar sürede açılır.
Bu davanın temel şartları şunlardır.
A-Ön şart: davacının hakkını başka bir surette elde emiş olmaması gerekir. Şöyle ki: davacı tapusunun haksız ve yolsuz bir şekilde aharda olduğunu tespit etmişse ve bu kişinin kötü niyetle malik pozisyonuna geldiğini, veya en azında durumu biliyor veya bilebilecek konumda olduğunu tespit etmişse, edebiliyorsa bu kişiye karşı önce tapu iptal ve tescil bu mümkün değilse tazminat davasını açacaktır. Bu dava sonucunda tabi derecattan geçerek kesinleşmiş huküm ile artık bahsedilen kişi veya kişilerden taşınamzını veya bedelini alamaz ise ancak o zaman, maliye hazinesine izafeten davacının hak kaybına sebep olan tapu sicil müdürlüğüne karşı dava açılır.
B- NORMAL DAVA ŞARTLARI İSE : 1-Kasıtlı veya kasıtsız tapu kaydının yanlış tutulmasına bağlı olarak hukuksuz bir şekilde taşınmazın el değiştirmesi gerekir.
2-Tapu memurunun hatalı işlem ve kayıt tumasına bağlı olarak geri dönülmez bir zararın doğması gerekir. Yani davacı maliğin artık tapulu malına ulaşmasının imkasız, hayal olması gerekir.
3- İlliyet bağı dediğimiz ilgili tapu müdrülüğünün yanlış iş yapmasına bağlı olarak doğan zararı bağlamında sebep sonuç ilişkisi için de olması gerekir.
4- Tapunun yaptığı işlemin hukuka aykırı olması gerekir. Bu durumun çok net tespiti elzemdir. Bu da yüzlerce yıllık insanlık tarihinden süzülerek gelen tecrübeyle sabit hale gelen, ve de çoğunlukla da evrensel hukuk kuralları ve yasa koyucunun emredici hükümleri ile koruma altına alınan haklar bağlamında emredici hükümler ve yükümlülüklerdir. Onun için uygulamda bu tür davaların temel sebebi, tapu memurunun kastı veya bilmezliği/cahilliği, yoksa çok zordur bu tür hatalı işlemin olması.
5- Bu tür davanın, benzer davalardan ayrılınan en önemli farkı: Bu tür davalarda davalı idarenin/Tapunun kusuru, aranmaz. Devlet zararın doğmasından kusursuz sorumludur. Yani tapuyu tutan memurun kötü niyetle/kast ile davacıya zarar vermesi gerekmiyor bu dava için. Yasa konuyucunun bu hususa dair TMK Md. 1007 hükmü çok sarihtir.
MADDE 1007
2. Sorumluluk
Madde 1007 – Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur.
Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder.
Devletin sorumluluğuna ilişkin davalar, tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür.
ZAMANAŞIMI VE HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE: Bu tür davaların genel olarak zamanötesi niteliği olduğu için zamanaşımı ve hak düşürücü süre yoktur. Ancak kadastro ve orman kanunun gibi yasalardan kaynaklı istisnalar vardır.
AV.BERKAN GÖRCEĞİZ
Yargıtay
- Hukuk Dairesi
Esas Yıl/No: 2025/827
Karar Yıl/No: 2025/11812
Karar tarihi: 24-09-2025
ÖZET: Uyuşmazlık, … olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemesinin kararı ile davacı adına kayıtlı 24/320 hissenin davacının satın almasından önce hatalı olarak intikal ettirilmesi nedeniyle Tapu Müdürlüğünce 60/3200 hisse olarak düzeltilmesi sonucu davacının hissesine isabet eden miktarın 1.314,75 m²den 328,69 m²ye düşürüldüğü, söz konusu düzeltme işleminin kanuna uygun olarak yapıldığı ve Mahkemece hatalı hisse şerhinin kaldırılmasına yönelik talebin reddine ilişkin karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf talebinde bulunulmadığı, sadece terditli tazminat talebine ilişkin hükme karşı davalı hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu davacıya ait hissenin tashih işlemi sonucu küçülmesi nedeniyle 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tapu sicilinin yanlış tutulmasından kaynaklanan sorumluluk şartlarının oluştuğu, davacının zararının karşılanmasının gerektiği, değerlendirme tarihi itibariyle vasfı arsa olarak belirlenen taşınmazın değerinin resmî veriler ışığında emsal satış yöntemiyle belirlendiği, belirlenen değerin taşınmazın konumuna ve çevresel faktörlere göre adil ve hakkaniyete uygun olduğu, mahkemece verilen kararın usul ve kanuna uygun olduğu, delillerin takdirinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
(4721 S. K. m. 1007)
Taraflar arasındaki tapu sicilindeki şerhin terkini mümkün olmadığı takdirde 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazminat davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince şerhin terkini talebinin reddine, tazminat isteminin ise kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu İstanbul ili, …. ilçesi, ….. Mahallesi 287 ada 2 parsel sayılı 17.530,00 m² yüzölçümündeki taşınmazda 1.314,75 m²ye tekabül eden 24/320 payı 23.08.1991 tarihli 1482 yevmiye numaralı işlemle satın aldığını, kök muris olan ….’na ait hissenin 1988 yılında yapılan intikal işlemi sırasında mirasçılara hatalı oranlarda intikal ettirilmesi sebebiyle Tapu Müdürlüğünce taşınmazın beyanlar hanesine 2013 yılında hisse hatasına ilişkin şerh verildiği, Tapu müdürlüğünce hisse hatasının düzeltileceğine ilişkin müvekkiline bildirimde bulunulduğunu, bu bildirime göre müvekkiline ait 24/320 hissenin 60/3200 hisse olarak düzeltilmesi gerektiğini, böylece müvekkilinin hissesine isabet eden miktarın 1.314,75 m²den 328,69 m²ye düşeceği, böylece müvekkilinin hissesinde 986,06 m²lik eksilme olacağını, öncelikle tapu sicilinde düzeltme mümkün olmadığı takdirde müvekkilinin tapu kütüğünün hatalı tutulması nedeniyle uğradığı zararının 4721 sayılı Kanun 1007 nci maddesi uyarınca davalı Hazine tarafından tazminini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; yasal süre geçtikten sonra dava açıldığından zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, somut olayda hukuka aykırı bir durum olmadığını, tüm işlemler usul ve yasaya uygun olarak gerçekleştirildiği gibi müvekkili Hazinenin de kusurunun bulunmadığını, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi şartlarının oluşmadığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığından davanın usulden reddine karar verilmesini, müvekkili Hazinenin bu tür davalarda yasal hasım olduğunu ve davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden Hazine aleyhine vekâlet ücretine ve yargılama giderine hükmedilemeyeceğini ileri sürmüştür.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tapu sicilindeki şerhin terkini talebinin reddine, tazminat istemine ilişkin davanın ise kabulü ile taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca davalı Hazineden tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının fiilen kullanılan bir taşınmazın gerçek yüz ölçümünü bilmemesinin mümkün olmadığını, dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin yüksek olduğunu, taşınmazın arsa vasfında değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, emsal alınan taşınmazın uygun niteliğe sahip olmadığını, emsal karşılaştırmasının kanunun aradığı şartlara uygun olarak yapılmadığını, davanın açılmasında kusurlarının bulunmadığını, aleyhlerine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, davanın reddinin gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı adına kayıtlı 24/320 hissenin davacının satın almasından önce hatalı olarak intikal ettirilmesi nedeniyle Tapu Müdürlüğünce 60/3200 hisse olarak düzeltilmesi sonucu davacının hissesine isabet eden miktarın 1.314,75 m²den 328,69 m²ye düşürüldüğü, söz konusu düzeltme işleminin kanuna uygun olarak yapıldığı ve Mahkemece hatalı hisse şerhinin kaldırılmasına yönelik talebin reddine ilişkin karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf talebinde bulunulmadığı, sadece terditli tazminat talebine ilişkin hükme karşı davalı hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu davacıya ait hissenin tashih işlemi sonucu küçülmesi nedeniyle 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tapu sicilinin yanlış tutulmasından kaynaklanan sorumluluk şartlarının oluştuğu, davacının zararının karşılanmasının gerektiği, değerlendirme tarihi itibariyle vasfı arsa olarak belirlenen taşınmazın değerinin resmî veriler ışığında emsal satış yöntemiyle belirlendiği, belirlenen değerin taşınmazın konumuna ve çevresel faktörlere göre adil ve hakkaniyete uygun olduğu, mahkemece verilen kararın usul ve kanuna uygun olduğu, delillerin takdirinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek, zaman aşımı itirazları doğrultusunda davanın reddinin gerektiğini, davacı tarafça talep edilmediği halde dava tarihinden itibaren faize hükmedildiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, … olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
- Değerlendirme
- Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
- Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.09.2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)



Bir yanıt yazın